Kendimize yaklaştıkça karşımıza yeni bir katman çıkar. Gösterdiğimiz yüz, sakladığımız yüz ve aralarında açık kalmış bir yara.— benliğin katmanları, 2026

Hafızanın yarıda bıraktığı yüzler,
ışığın geri getirdiği anılar.
Yarım kalmış yüzler, silinen anılar. Tuvalin üstünde katman katman biriken, hiç tam bitmeyen portreler. Biraz kaybol, biraz yakından bak.
Bir şeyi hatırladıkça biraz daha kaybederiz. Geriye tek bir bakış kalır.
koridor şimdi arkamda kaldı oralar hep soğuk hep karanlıktır
koridor şimdi arkamda kaldı oralar hep soğuk hep karanlıktır gitmeyelim oraya burada kalalım gelecek kimsecikler yok beklediğim yok ne de bekleyenim gözlerim ayaklarıma baka durur utanmak değil bunun adı belki hüzün belki biraz sitem ama neden kar kristalleri dans ederken dalar giderim istemeden camdaki buğuda iki damla göz yaşı 6 yaşında bir kız çocuğunun imzasi büyük ahşap evlerde yaşayan karanlık koridorlardan korkan arkamda kaldı şimdi koridor şimdi arkamda dönmeyelim oraya
the dünyalı'da oku →Gösterdiğimiz yüz, sakladığımız yüz ve ikisinin arasında kalan boşluk.
dolabın üstünde beş taş biri ben biraz sivri biraz solgun
dolabın üstünde beş taş biri ben biraz sivri biraz solgun birkaç kara kuru tablo asılı aralarında sırıtan gün batımı içimi ısıtıyor beraberinde bir mum çocukluk kokuyor soğuk kış gecelerinde şömineden kalma biraz sarı alevler kırımızı odun parçaları bir ölüyor bir doğuyor göz açıp kapamaya kalmadan halıyı okşuyorum ayaklarım çıplak pazardan alınma pijamalarim kadife kumaşları koyu zümrüt beş yalnız duruyor dolabın üstünde beş taş
the dünyalı'da oku →Karanlığın içinden sızan, dokunun üstünde titreyen o az ışık.
saat gece yarım ve aklımda sen milanonun sokakları noel ağacı gibiyken
saat gece yarım ve aklımda sen milanonun sokakları noel ağacı gibiyken ben mutfakta bir mum yaktım saat gece yarım ve aklımda sen istanbulun sokakları karanlığa gömülmüşken sen odanda bir ışık yaktın her gece yarısı sana çıktım ayaklarım çıplak paketteki son sigaraya ve iki yalniz çocuğa baktım çünkü açtığım her kapı önce kar beyazdı sonra yere kan damladı çünkü açtığım her kapı güneşli bir günün köşesi gölgedeki soğuk rüzgar esintisi
the dünyalı'da oku →Çözülen, dağılan, sonra yeniden toplanan bedenler.
benek benek lekeler çıktı boynumda yanıp sönen sızılar var bağrımda
benek benek lekeler çıktı boynumda yanıp sönen sızılar var bağrımda volta atıyorum koridorda ve koridor çöküyor bir anda ayaklarımın altında tanecikler ben havada savruluyorum tekrar annemin rahminde uyuyorum
the dünyalı'da oku →




















Kendimize yaklaştıkça karşımıza yeni bir katman çıkar. Gösterdiğimiz yüz, sakladığımız yüz ve aralarında açık kalmış bir yara.— benliğin katmanları, 2026
Seçkiden eve. Her orijinal tektir ve tek bir eve gider; baskılar ise tablolardan yakın planlar.
Tablo, çerçevenin içinde ince bir gölge boşluğuyla havada asılıymış gibi durur; tuvalin kenarları görünür kalır. Çerçeve farkı tabloya göre +2.500 ₺ ya da +5.000 ₺; çerçeveli fiyat her eserin kartında yazıyor. Her tablo arkası imzalı, orijinallik sertifikası ve 6'lı kartpostal seti hediyesiyle gelir.









atölyemde, tablolarımın arasında Bir yüzü hatırlamaya çalıştığımda hep bir yeri eksik kalır. Ben o eksik yeri resmediyorum.
En çok kelimelerden besleniyorum. Virginia Woolf'un Dalgalar'ındaki o iç sesler, birbirinin içinden akan duygular, bir türlü düz akmayan zaman… Zihnin kendine fısıldadığı hikayeler, bastırdığımız ya da bir anda yüzeye çıkan duygular, içimizdeki küçük kırılmalar: her tablo bunlardan birinden doğuyor.
Yüzler bende hiçbir zaman tam olmuyor. Biraz dağılıyor, biraz siliniyor, gerçeklikten bir adım uzaklaşıyor. Tuvalde doğuyor, yıkılıyor, yeniden doğuyor; katman katman, kendi hızında.
Tablo almasan da bu yolculuğa eşlik edebilirsin. Her destek yeni bir tuvale, bir tüp boyaya, atölyede geçen sessiz saatlere dönüşüyor. Teşekkür olarak sana benden bir kartpostal gelecek.